• 20/07/2024
  • Hoşgeldiniz

Endüstriyel sabunun zararı yararından fazla

  • 12.03.2018

Dikkatinizi çekti mi; farkındalıklar da hastalıklar da aynı oranda artıyor. Doğayı yeniden keşfediyoruz sanki. İçimizdeki öz, doğa(ya/la) dönüşte… Ve bunu hastalıklarla hatırlatıyor, hatırlamamız için zorunlu kılıyor. Tüketenler, samimi, doğru bir şekilde üretenlere bu yüzden sahip çıkmak zorunda. Samimi üreticilerden biri İstanbul Eminönü’nde… 

Sabuncu Mustafa, atadan, dededen kalma reçetelerle geleneksel sabunlar yapıyor. Sabuncu Mustafa markasının sahibi Mustafa Bala. Endüstriyel üretim deyince geriliyor Mustafa Bala… “Doğal, natürel ya da organik de demeyelim. Geleneksel diyelim… Geleneksel sabunlar yağdan yapılır. Bir yağ molekülü ile bir asit molekülü bir araya gelir ve sabun olur. Eğer doğal sabunları imal edenlerin sabunları bizim sabunlarımıza uymuyorsa kimseninkine de uymuyordur. 

Neden mi? Öncelikle organiğin açılımına bakalım… Kontrollü olarak yağ ve asidi bir araya getirirsek, şu eksik, şu fazla olsun dersek doğallık nerede kaldı?… Doğallığı suistimal ediyoruz. Büyük firmalar, bizim ürünlerimizle rekabet edebilmek için ürünlerinin üstüne doğal/natürel yazıyor” sözleriyle endüstriyel sabun üreticilerinin haksız rekabet yarattığını dile getiriyor. Bala kardeşler, Gaziantep’te geleneksel yöntemlerle ürettikleri sabunları, Sabuncu Mustafa markasıyla Eminönü’ndeki mağazalarında satıyorlar. Hijyen konusundaki hassaslıklarıyla bilinen Japonlara kendi markalarıyla sabun gönderiyorlar. Yerli butik markalara da satış yapıyorlar. 

Endüstriyel sabunun sağlık için zararlı olduğunu vurgulayan Mustafa Bala, bunun nedenini şöyle ifade ediyor; “Endüstriyel sabunda cips denen, ortalama 30 tane kimyasaldan yapılmış hammadde vardır. Büyük fabrikalar o hammaddeleri işleyerek sabun yaparlar. Vatandaş bunu sabun olarak algıladı. Sabun o değil… O, sanayileşmiş toplumlarda sabuna en kolay ulaşım şeklidir. O, sözümona sabundur… Sağlığa zararı, yararından çok daha fazla”. 

Üç yöntemle üretiliyor 

Mustafa Bala’nın aktardığına göre; sabun üç şekilde yapılıyor. Birincisi endüstriyel, ikincisi sıcak yapım, üçüncüsü ise soğuk yapım sistemi. Soğuk sistemle yapılan sabunda vitaminler ve minareller, özellikle minareller ölmüyor. Bu nedenle de yararlı. Sıcak sistemle üretilmiş olanlar da yararlı tabi ki… Sadece üretim teknikleri farklı. 

Atık yağlardan da sabun yapanlar var. Videolarını bu konuya meraklı olanlar mutlaka görmüşleridir. Bu, Bala’nın onayladığı bir yöntem değil. Espriyle cevap veriyor; “Hitler de insanı eriterek sabun yaptı…”. Bu şekilde sabun yapmanın sağlığa zararının olmadığını, fakat kendisinin bunu tercih etmediğini dile getiren Bala; “Bu şekilde de olur. Olur ama benim tarzıma, zihniyetime uymaz. Yediğimiz şeyden sabun yapmak varken neden atıktan sabun yapalım ki?… Ne kadar sabunlaşsa da, önceden kullanılmış. Biz, sabun yaptığımız yağları işte böyle yiyebiliyoruz” diyerek yağ dolu bir kavanoza parmağını batırıp ağzına götürdü ve yağı midesine yolcu etti. 

Herkes yaptığı işle bir diğerine zarar veriyor

Sabunların doğal renkleri bembeyaz değil. Daha doğrusu; doğal sabun bembeyaz olamaz. Eğer öyleyse, içinde mutlaka ağartıcı bulunur. Yağlı boyaları beyazlaştırmak için kullanılan titan adındaki madde, sabuna katılarak sabunun beyaz olması sağlanıyor. Kimyasal kullanarak köpük yapmak da çok kolay ve çok ucuz. Fakat bir o kadar zararlı. 

Doğal sabunun rengi, içinde kullanılan yağın rengini alıyor. Sarımsaklı sabunun rengi de yağda bekleyen sarımsağın rengini taşıyor haliyle. Bala, son yıllarda bazı üreticilerin bu sabunu sarımsak yağı esansıyla yaptıklarını söylüyor ve “Sarımsak kokulu olsun diye sabunu esansla yapıyorlar. Sarımsağı sabun yap da göreyim…” diye de iddiada bulunuyor. 

Sarımsaklı sabunun hikayesini şöyle anlatıyor Bala; “Sabunların arasında, en zor sabunlaşma sarımsakta olur. Hani derler ya; yoğurt kesildi, süt kesildi… Sarımsak da sabunu keser. Sarımsak çok güçlü bir antioksidan olduğu için, sabununu yapmak çok zorudur. Onun için biz, Doğu ve Güney Doğu usulü, lahmacun yapar gibi, sarımsağı zırhta çekeriz. Sonra yağda bekletiriz. Yağ ile ikisini sabuna katmadan önce haşır neşir olmalarını, birbirlerine alışmaları, birbirlerini sevmeleri için bekletiriz. Ve sarımsak hacimlenir. Yağının kıvamına bakarız. Bir zarar vermemişse onu biraz yayık gibi döver, sonra kazana atarız. En az dört ay bekletmeden satmayız. Çünkü sabun olduğunda da demlenmesi gerekiyor. Ki, sarımsakla yağ iyice özdeşleşsin…

Doğal bulaşık ve çamaşır deterjanı 

Her işin farklı incelikleri, püf noktası var. Sabunun da öyle…Zararlı kimyasal içermeyen bulaşık ve çamaşır deterjanı nasıl yapabiliriz diye sorduğum Bala; “Başkaları 20-30 tane kimyasalı kullanarak yaparken, siz kimyasal kullanmadan iki ürünle bunu yapabilirsiniz. Bir tane köpük verici, bir hammadde/baz bitti… Doğru düzgün, mesela tenekelerde satılan, bir arap sabunu bulursunuz, isterseniz lavanta suyuyla kokulandırırsınız. Renklendirebilirsiniz de…” diyor. Sonradan yağ kabul etmediği konusunda da uyarıyor… 

Evde sabun yapanların dikkatine: Sabunun köpüğünü arttırmak için; hazırladığınız karışıma Hindistan cevizi yağı ekleyebilirsiniz. Oran çok önemli… Yağı fazla kaçırırsanız bulaşık ya da çamaşır makinenizden köpük köpük baloncuklar çıkabilir. 

Sıktığınız limonun kabuğunu atmayın! 

Bulaşık makinesi konusu çok hassas… Mustafa Bala, kurutmadan sonra oluşan buharın tamamen kansorejen etkisi olduğunu ve kesinlikle solunmaması gerektiğini söylüyor. Deterjanların verdiği zararları azaltmak için; kullandığımız limonların kabuklarını atmayıp, bunları bulaşık makinesine koymamızı öneriyor. Parlatıcı olarak da sirke kullanılmasını… 

Bala’nın evinde, bulaşık makinesinden çıkanlar sirkeli suyla tekrar yıkanıyormuş.Çamaşır makinesinde kullanmak üzere doğal sabundan denemeler de yapmış ve iyi bir sonuç elde etmiş. “Fakat yumuşatıcı yumuşaklığı beklemeyin” diyor ve son olarak tekrar uyarıyor; “En büyük kansorejenler bulaşık makinesi deterjanları ve çamaşır yumuşatıcıları. En ağır kimyasallar onlarda bulunuyor”.

Selma Altın

Not: Bu haber www.temizmekan.com web sitesinden alıntıdır. Haberin orjinal halini ve fotoğraflarını görmek isterseniz buraya tıklamanız yeterli.