• 23/07/2024
  • Hoşgeldiniz

Her annenin sütü yarar

  • 15.08.2017

Emzirmek, anne ve bebek arasındaki sevgi bağının pekişmesini sağlıyor. Bebekte güven duygusunun gelişmesi, bebeğin yenidoğan riskli dönemini mutlu ve sağlıklı bir şekilde atlatmasına yarıyor. 

İlk doğduğu andan itibaren annelerin bebeklerine verebilecekleri en değerli besinin anne sütü olduğunu biliyoruz. Aynı zamanda bütün besinler içerisinde birebir karşılığı olmayan tek besin. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ebru Gözer anne sütünün önemine ve annelerin sütüm besliyor mu kaygısına değindi. 

“Doğum sonrası bebeğin mümkün olan en kısa sürede anne ile buluşmasını sağlayarak ilk emzirmeyi başlatıyoruz. Yapılan çalışmalar anne ve bebeğin erken buluşması etkin anne sütü vermenin ilk önemli adımı olduğunu gösteriyor. Emzirme aralıkları, emzirme süresi, bebeğin aktif emdiğinden emin olarak takip ediliyor. Anne hastaneden taburcu olana kadar, eğitimlerde aktif katılımları sağlanarak, pratik uygulamalar yanında karşılaşabilecekleri her tür durumla ilgili bilgiler verilerek, eğitim materyalleri (kitapçık, cd) ile desteklendikleri takdirde başlangıçta kararsız olan anneler bile bebeklerini başarılı bir şekilde emzirebiliyor. 

İlk zamanlarda bebeği istediği kadar istediği sürede emzirmeli. Zaten doğumdan sonraki birkaç hafta içerisinde emzirmenin süre ve miktarı bir dengeye oturacaktır. En iyi süt arttırıcı uyaran memelerde biriken sütün boşaltılmasıdır. Bu nedenle daha doğar doğmaz miktarına bakılmaksızın bebeğin en kısa sürede anne memesiyle buluşması sağlanarak emzirme başlatılmalı ve devam ettirilmelidir. Her istediğinde, her ağız hareketi ile aranma yaptığında, her memede en az 15-20 dakika kalacak şekilde emzirilmesi en uygun olandır. Genellikle bir ay sonunda emzirme aralıkları ve süresi dengeye oturur. Gün içinde ilk ayda ortalama 8-10 kez emzirilen bebek, 3. ayda 6-8 defa emzirme ile yeterli anne süt alır. 

Her annenin sürü yarar, yeter ki emzirmekten vazgeçilmesin

Annenin ’Sütüm yaramıyor, yararlı değil’ gibi söylemleri tamamen kendini yetersiz hissetmenin bir ifadesi . Aslında bütünüyle bebeğime yetebilecek miyim sorusunun somut ifadesidir. Her annenin sütü yarar! Yeter ki emzirmekten vazgeçmeyin. Kaygı sıklıkla yaşanan bir duygu, annenin bu durumunu gözlüyorsak eğer bu konuda ona destek olmalıyız. Lohusalıkta yaşanan duygu durum değişiklikleri bazen emzirmeyi etkileyebilir. Aslında sorun sütün yeterli olup olmadığından çok duygu durumundaki değişkenlikle baş etmeye çalışan annenin sorunudur. Ailenin olumlu yaklaşımı, sağlık personelinin desteği ve gerektiğinde müdahalesi ile annenin motivasyonu arttırılabilir. Annenin besin gruplarını çeşitli ve dengeli tüketmesi süt miktarını hatta lezzet bileşenlerini etkiliyor. Enerji veren gıdalar tercih edilmeli ve sıvı alımı artırılmalıdır. Dengeli ve yeterli beslenen kadınlarda, gebelikte biriken derialtı yağ dokusu, süt yapımında kullanılır. Bu süre içinde zayıflama diyeti yapılmamalıdır."

Lohusalara pratik öneriler:

  • Anneler eski vücut ağırlıklarına dönmek için acele etmemeliler. Bu süre 6 ay ya da daha fazla sürebilir. Bebeğinizi emziriyorsanız eski formunuza daha kolay dönebilirsiniz.

  • Gebelik sırasında önerilenden fazla kilo aldıysanız her ay iki kilo kaybetmeniz normaldir. Ayda iki kilodan fazla ağırlık kaybı doğru değildir.

  • Lohusalar zayıflama diyeti uygulamamalıdır. Ancak unlu, yağlı ve şekerli besinleri aşırı yememeğe dikkat edilmeli.

  • Doğumdan sonra bebeği emzirirken gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı besin alınmalı.

  • Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmeli.

  • Her gün bir adet yumurta ve bir porsiyon etli sebze yemeği veya kurubaklagil yenilmeli.

  • Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur karışımı yemekler, portakal, mandalina, domates, maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmeli.

  • Vitaminlerden zengin sebze ve meyveler diyette her öğün olmalı.

  • Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır gıdalar mümkün olduğu kadar yenmemeli.

  • D vitamini besinlerde bulunmaz, ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Güneşlenmeye özen gösterilmeli.

  • Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalı. Doğal besinlerde yeterince alınamayan iyot, ancak iyotlu tuzun kullanılması ile anne sütünden bebeğe geçer.

  • Kuru yemişler ve kuru meyveler enerji vermelerinin yanında, demir ve kalsiyum gibi mineraller bakımından zengindir. Ağırlık kontrolü yapılarak bu besinler tüketilebilir.

  • Kansızlığa neden olduğundan yemeklerle birlikte çay içilmemeli. İçecek olarak ıhlamur, nane, papatya, kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmeli.

  • Sebzelerin, makarna ve eriştenin haşlama suları dökülmemelidir. Kuru fasulye, nohut ve barbunya gibi kuru baklagiller iyice yıkandıktan sonra ıslatılmalı ve haşlama suları dökülmemeli.

  • Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran ve limonata tercih edilmeli.

  • Pekmez kan yapıcı, şeker ise boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden biri.

  • Tarım ürünlerine haşere öldürücü ilaçlar atıldığından, sebze ve meyveler iyice yıkanmalı.

  • Sigara kullanılmamalı.

  • Doktora danışılmadan ilaç kullanılmamalı.

  • Başarılı bir emzirme için bebek rahat olmalı, yorgun ve tok olmamalıdır, burun delikleri temiz olmalı, rahat soluk alması sağlanmalı.

  • Bebeğin emme refleksi memenin ağzına yerleştirilmesi ile oluşur. Bebeğin ağzına birkaç damla süt sıkılarak tadını alması ve emmeyi başlatması istenmektedir.

  • Emzirme süresince bebeğin hep memede olması ve emerken uykuya dalması emzirmenin iyiye gittiğinin bir işareti.

  • Emzirme süresi her bebeğe göre değişebilir, doygunluğa ulaşması yani olgun sütü emmesi beklenmeli.