Niyet edip beklemek mi, harekete geçmek mi gerekir?
Hepimiz aslında bunun cevabını merak ediyoruz. Cevabı ikisi de. Niyetlerimiz çok kuvvetli daha doğrusu kalbimizin gücü çok kuvvetli. Kalbimizin gücü devredeyken niyet ettiğimiz zaman, niyet ettiğimiz konuyla ilgili kalbimizde o duyguyu, o hissi harekete geçirdiğimizde o niyeti kendimize çekiyoruz. Bununla beraber oturduğumuz yerden meditasyon yaparak ya da “ben çok mutluyum” diyerek mutlu olunmuyor. O mutluluğu kalpte hissedebilmek gerekiyor. Ya da “ben çok başarılıyım, ben çok zenginim, evrendeki her şeye sahibim” demek… Eğer bunu kalpten söylemiyorsan yani o zenginliği ya da o güzel ilişkiyi, sevgiyi, tutkuyu kalbinde hissedemiyorsan, olayları kendine çekemiyorsun. Yani çekim gücü dediğimiz nokta aslında kalpte gerçekleşiyor. İkisi bir arada dedik, neden bir arada? Bir taraftan zihnimize niyeti koyduktan sonra bedensel olarak onunla ilgili aksiyon almamız gerekiyor. Çünkü fiziksel bir dünyada yaşıyoruz. Sen dünyada ne kadar çok aksiyon alırsan, niyetinle ilgili kararlılığını, netliğini, bunu gerçekten istediğini evrene mesaj olarak yollamış oluyorsun. Dolayısıyla ikisinin bir arada olması gerekiyor.